Demokrasinin Türkiye Tonu
Türkiye dönülmez bir eşiğin son çıkışında debelenip duruyor. Antidemokratik süreçlerle birlikte sermayenin palazlandığı günlerden bu yana rafa kalkmış olan demokrasi, kırıntısının bile halkın midesine girmesini istemeyerek emekçi halkın belini kırıyor. Gözlerini büyülemiş olan para ve rant aşkı anayasanın maddelerini askıya alarak yerini azınlığın uluslararası burjuva menşeli tasmalı, kravatlı siyasetçilerinin kıblesini oluşturuyor. Nereye baksak bir çürüme, nereye bakarsak bir talanın içerisinde farklı siyasetçilerin "zengin" ama omurgasız çocuklarıyla karşılaşıyoruz. Filipin demokrasisini, Suud hukukunu aratmayacak bir sistemi gençliğe reva görenler, kabul etmeyen gençlere acımasızca saldırıyor. Kurdukları düzen altında bir gün yargılanacaklarını akıllarına bile getirmeden tüm zor araçlarıyla birlikte halka zulmediyor. Avrupa sermayesine faizin kapılarını açıp, memlekette direniş ve grevi bitirmekle övünenler; emekçinin cebinde buldukları beş kuruşu efendilerine yamalama işinden uzak kalmayıp, varıyla yoğuyla işbirlikçi sıfatını hiç gizleme gereği duymadan taşıyor. İşçiye, kadına, çocuğa, sokak hayvanına zulüm varken, sömürü ve enflasyon hiç görülmedik bir zeminde ilerlerken "vatanın" içerisinde yaşayanları umursamayan beyler, "sermayelerine" dokunulunca bizlerden birer "vatan haini" yaratmayı çalışsalar da vatanı karış karış satıp, insanını sömürenlerden daha büyük hain olmadığını bu aziz vatanın tüm fertleri biliyor. Anayasanın yalnızca bir kitapçık olduğu ülkede, ben yaptım oldu zihniyetiyle padişahlara bile şapka çıkarttıracak, en faşist rejimleri kıskandıracak bu yapı uyduruk gerekçelerle, tanıdık gizli tanıklara halkı, siyasetçileri, umudu ve anayasayı zindanlara hapsediyor. İnsan hakları mahkemesini tanımayan, anayasa mahkemesinin kapatılmasını isteyen bir rejimde kendi çocukları dışında dama atılmış hayatların, bugünüyle ve geleceğiyle boğuşmasını büyük çoğunluğumuz kellemiz elimizde izliyor, ne zaman sıranın bize geleceğini bilmiyoruz. Yarattıkları düzenin demokrasisi, insan hakları, hukuku aklınıza gelebilecek tüm yapı ve kurumları iktidarı elinde bulunduran azınlığın gücüne endeksleniyor, korku iklimi her geçen günün sabahında artıyor. Geleceksizlikle imtihan edilip, yoksullukla sınadıkları gençleri bu seferde hapisle korkutmaya çalışıyorlar ! Bugünün sistemsel aklı; düşünen , sorgulayan , üreten ve bağımsızlığı için direnen arkadaşlarımızı bir tehdit görerek hapsediyor. Bugünümüzü hapseden oligarşi, yurdun yarınını hiçe saymış bir şekilde yürüdüğü uçurumda koşmaya başlamıştır ! Belirli bir zümreden olduğunuz da sonuna kadar kullanabileceğiniz haklar, o zümreye ait olmadığınızda yalnızca birer sayıya indirgeniyor. Anayasal haklarınızı kullandığınız sırada hukuki tüm metinler saman altı edilerek "ben yaptım oldu" zihniyetine getiriliyor. Depremlerde ölen, işyerlerinde katledilen yurttaşlara sesleri çıkmayanların tek dertleri üretimsiz, bol tüketimli, geleceksiz, kendi tarikat sermayelerinin tıkır tıkır yeşillerle işlendiği bir Türkiye'dir. komprador burjuvazinin Türkiye'ye sunduğu bu reçete hiçbir dönemde değişmemiş, Türkiye'nin sanayi kolu batının izin verdiği oranda gelişebilmiş, ağababalarının sözünden çıkmamıştır. Bir kaç ailenin Türkiye sermayesinin yarısını oluşturduğu ülkenin muhalefetinin saf dışı edilip sivil toplumunun dövüldüğü, parlamento rafa kalkıp, tüm gerçeklerde bulanıklaşmışken hangi haklardan söz edebiliriz ki ?
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder