Milliyetçiliğin ve Burjuva İdeolojisinin Sahteliği Üzerine.

 Burjuva milliyetçiliği, egemen sınıfların, dikkatlerini sınıf mücadelesine girmekten alıkoymak için insanları milliyet, ırk, etnik köken veya dine dayalı olarak kasıtlı bölme pratiğidir.

Ücretli emeğin sömürülmesi, rekabet, kapitalistlerin kendi aralarında rakiplerinin sıkıştırılması, bastırılması ve yutulması, hatta dünya savaşına başvurulması, kendi ülkesinde ve tüm dünyada tekelci bir konum elde etmek için tüm araçların kullanılması;

Kar peşinde koşup, kendi sistemini ebedi kılmak isteyen burjuvazinin doğal karakteri budur.

Bu karakter, burjuva milliyetçiliğinin ve tüm burjuva ideolojilerinin sınıfsal temelidir. Bu temel genel olarak ulusalcılığı oluşturur.

Ulusların tanımında kullanılan faktörler öz bilinç ,tutumlar , ortak duygular ,milli dayanışma , sadakat ve milli iradeden oluşur. 

Ülke içerisinde inanç halinde olan unsurlar dışında var olan tüm farklılığa kendisini kapatıp sadece mevcut ideoloji ile yorum yapan, kendisine düşman görmek için geçmişten kültler edinen toplum üyeleri, atalarının kılıçlarının tanrının tarihi olduğunu düşündüğü tüm değerlere dört kolla sarılır. 

Aynı zamanda milliyetçiliği eskinin dini yapılanmaları gibi devlet katında eşitleyerek bir ululaştırma, eleştirilememe durumu yaratılır.

Ortaklık ve milliyet duygusu öznel olarak anayasanın şekillenmesinde, toplumun kabul ettiği fikirlerde, çocukların eğitilmesinde büyük bir öneme sahiptir.

Ulusalcılığın öznel bakışında "teklik" dışında hiçbir şey ifade edilememesi diğer kültürlere olan düşmanlığı yaratır.  Bu düşmanlık hakim sınıf nezdinde körüklenerek bir dağ ardında, bir nehir kıyısında, farklı ülkelerde ve ya aynı toplumsal yapılanma altında yaşayan manevi olarak farklı fakat ortak maddi çıkarlara sahip olan insanları düşmanlaştırır.

Bilimi, sanatı, tekniği, mücadeleyi, sosyolojiyi ve siyaseti kendi dar alanlarında hayali kavramların öznelliği altında yorumlayabilen bir grup yaratılır ve bu grup kendi egemen fikirlerinin dışarısına çıkmayı tehlikeli sayan eğitilmiş olması önemsizdir çünkü: Dar görüşlü milyonlarca kopya oluşur. 

Ulus, kavramı diğer eleştirilemez kavramlarda olduğu gibi burjuva devlet var olduğu sürece varlığını sürdürebilir.

Renan'a göre ulus, "bir ulus kişinin geçmişte yaptığı fedakarlıklar ve gelecekte yapmaya hazır olduğu fedakarlıklar duygusundan oluşan geniş çaplı bir dayanışma". 

 Weber'e göre ulus , " Kendi durumunda kendini yeterince gösterebilen bir duygu topluluğudur." 

Yani görmüş olduğumuz üzere kapitalist sistemin milliyetçiliği çeşitli soyut motifler ile tek tipçi, homojen bir bakış açısının etno-sembolik özüne dayanır. Modern toplumların yapısında dinin yerini milliyet duygusu alarak eğitimde ve toplum içerisinde sürekli bir kendini yeniden üretme çabası var olur. 

Her kutsaliyet ait olduğu toplumsal düzenin örtüsüdür.


Etno sembolik milliyetçilik genel olarak var olan koşulların en önde gelen düşünce yapısındandır.

"Etno-sembolizm, belirli uluslar için etnik kimliklerin sembolik mirasını ortaya çıkarmayı ve modern milliyetçiliklerin ve ulusların, modernitenin sorunlarıyla yüzleşirken etno-tarihlerinin sembollerini, mitlerini, anılarını, değerlerini ve geleneklerini  nasıl yeniden keşfettiklerini ve yeniden yorumladıklarını göstermeyi amaçlamaktadır" 

Geçmişte var olmuş atalarıma, atalarımın karşılıklı iletişim kurduğu soydaşlarına ve onların krallarına bağlı bir yaşam sürmeyi amaçlamak  gericilikten başka bir şey değildir.  Her toplum ve birey kendi yaşadığı maddi dünyanın gerçeğine ve toplumsal ilişkilerine bağlı bir şekilde düşünür.

Modern toplumların yapısı mitolojik anlatılara, etnik kökenlere dayanan yazılı kültürün bile dışarısında kalan masalların tekilciliğine ve tabularına indirgenemeyecek kadar maddi ve bilimsel ölçütte olmalıdır.


Yorumlar

Popüler Yayınlar